Sinirim biraz soğusun, sakinleşeyim dedim; maçtan hemen sonra yazmak istemedim bu yazıyı.
Maç öncesi Kartal Kokoreç'te oturmuş, maçın kritiğini yapıyoruz. Ben okuldan çıkıp gittiğim için kadroyu bilmiyorum ve arkadaşıma soruyorum. Sorduktan sonra aramızdaki diyalog:
- Hakan kalede. Hilbert, Sivok, Ferrari, İsmail. Ernst, Aurelio. Guti, Quaresma. Bobo, Nobre.
+ ?!? (Son isme kadar kafamda kadro dizilimini oturtan ben en sonunda nasıl boş baktıysam artık)
- Valla lan, ciddiyim.
O ismin kadroda olduğunu duymak zaten kafadan moralimi bozmuştu. Neyse dedik, sineye çektik. Ki o "devşirme kardeşler"den nefret ederim. Beşiktaş'ta oynuyor olmaları umurumda değil. Hiçbir şekilde bu formaya layık olmayan iki oyuncu bu arkadaşlar.
Maçta klasik Beşiktaş vardı. Kendimi bildim bileli maçını izlediğim, hiçbir kornerinde "gol olacak" diye heyecanlanmadığım; ama aleyhimizde kullanılan her kornerde "gol olacak" diye kendimi bitirdiğim bir Beşiktaş. Ki bunu istemeden de olsa ilk yarının ortasında kornerden gol yiyerek bir kez daha onayladım. Sonra yine ve yine.
İşin teknik kısmı hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum açıkçası. Kendimi konuşacak kapasitede de görmek istemiyorum. Ancak bugün bu kadroyu kısa bir CM geçmişi olan birisine versek daha iyi bir 11 çıkaracağını da düşünüyorum.
Schuster'in ve yaptıklarının düne kadar arkasındaydım. Oynatmaya çalıştığı futbolun hala arkasındayım. Hala da Schuster'in takımdan gitmemesi gerektiğini düşünüyorum; ama... Ama bu mantaliteyle değil artık. İşe yarayacak gibi durmuyor çünkü. Schuster'in artık kendine bakma zamanı gelmiştir. Oyuncu seçimlerinde bariz hatalar yapmakta kendisi. Benim kişisel olarak sevmediğim oyuncuları oynatmasının bu düşüncemde zerre kadar etkisi yok. Sadece onun gördüğü ve bizim göremediğimiz ne var çok merak ediyorum.
Devşirme kardeşlerin birisi yüzünden Necip günden güne eriyor. Diğeri yüzünden zaten bir kişi eksik oynuyoruz. "Alman" Ernst'imizi ilk kez böyle bitkin görüyorum. Bobo'nun kafası kazan gibi, koşarken bile belli oluyor. Takım günden güne geriliyor. Önceden "gol yiyen ve gol atan" takımken şimdi "gol yiyen" takım hüviyetindeyiz. Taktik/teknikten anlamasam da bir takımda böyle keskin bir değişim varsa sorun vardır diyebilirim zannımca. Dünden sonra da bunun sebebinin artık Schuster olduğunu düşünmekteyim. Sakin kafayla düşününce de bu böyle.
Not: Schuster maçtan sonra "İstemeyen evine gitsin." demiş. Evet, kendisinin dik konuştuğunu biliyoruz, çoğu zaman arkasındayız da. Fakat Beşiktaş taraftarının evinin o stad olduğunu bilmesi, kendisi bilmiyorsa birisinin ona öğretmesi gerekiyor. Beşiktaş taraftarına bu şekilde cephe alırsa kimin evine gideceğini yaşayarak (ne kadar umrunda olur bilmiyorum) görebilir.
kadro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Şubat 2011 Cuma
28 Ocak 2011 Cuma
Stopere Acil Eleman Aranıyor
Ersan'ın sakatlığıyla sezonun ikinci yarısını açmış bulunmaktayız, aslında Ersan'dan önce bir de Sivok sakatlandı fakat biz artık öyle 2-3 hafta süren sakatlıklara sakatlık demez olduk. Bu sezon tarihimizde hiç bir dönem yaşamadığımız sakatlıkları bizden en çok umutlu olunan dönemde yaşamamız için bulunabilecek bir kelime galiba yok, bunu sadece talihsizlik, şanssızlık diyerek geçirmek de istemiyorum fakat tarih boyunca böyle bir olay yaşanmadığı için atalarımız bu kelimeyi bulmadan es geçmişler...
Ersan'ın sakatlığından sonra tartışılan şey stoperdeki ikilinin kim olacağı, Ibrahim Toraman herkesin kafasındaki ilk isim, fakat ikinci isim de sorun var, Sivok Toraman'ın yanına geçtiği anda son haftalarda ilk onbir çıkan kadroyu ideal onbir var sayarsak sahada 6 yabancı olmuş oluyor, Schuster'in maç icersinde yaptığı mudehaleleri göz önüne aldığımızda mesela Nobre'yi çıkartıp yerine Ernst'i veya Fernandes'i alamayacak, yada yorulan Aurelio'nun yerine birisini sokmak istediğinde aynı durum başına gelecek, bu durumda oyundan önce bir yabancı çıkartıp yerine yerli sokmalısınız ki bir sonraki değişikliği istediğiniz gibi yapabilesiniz. Biliyorum çok saçma ama başımızdaki futbol dehalarının bizlere bulduğu çözüm önerisi bu.
Tüm bunlara katlanmak istemiyorsanız yapacağınız şey basit, stoperdeki ikiliyi yerlilerden oluşturmak. Peki oradaki alternatiflere bir göz atalım, orjinal bölgesi stoper olan Erhan Güven, çok sıkışıldığında stopere atılan Marco Aurelio, Mustafa Denizlinin bir maç stoperde oynattığı Necip Uysal ve çocukluğundan beri o bölgede oynamış, alt yaş milli takımların değişilmez isimi, şuanda Caykur Rize Sporda kiralık olarak forma giyen Sezer Ozmen..
Erhan Güveni Beşiktaşta stoper mevkisinde hiç görmedik, o yüzden fazla yorum yapamayacağım fakat benim dikkatimi çeken bir şey var, Erhan sağ bekte forma sansı bulduğunda dahi hiç bir zaman bizlere taş gibi savunmacı dedirtmedi, hücumda boş gidip gelmesi beni fazla ilgilendirmiyor fakat birebirlerde devamlı geçilen, arkasına adam kaçıran, ağır olan bir stoper özellikle bu sistemde oynayan Beşiktaş'ta en son görmek istediğim futbolcu tipidir..
Marco Aurelio ise tecrübesiyle orayı kotarabilecek bir isim fakat onun boşluğunu takımda kimse dolruramayacagı için onu mevkisinden alıp başka yere monte etmeye kalkmak takım dengesini derinden sarsabilir o yüzden hiç maceraya girmeye gerek yok.
(Beşiktaşlı duruşu böyle bir şey olsa gerek)
Sezer Ozmen sezon başında Rizeye kiralık verildi, sözleşmesi sezon sonuna kadar devam ediyor, eğer Rize Spor razı olursa O da alıp gönül rahatlığıyla stopere monte edebileceğimiz bir isim, henüz 18 yaşında olmasına rağmen fiziği çok güçlü, tüm alt yaş milli takımlarında oynamış ve kaptanlık yapmış lider özelliklerine sahip bir oyuncu, bu sezon Rize'de oynama şansı da buldu, eğer Serdar Adalı bir sihir daha yapıp Sezer'i takıma erken döndürebilirse lig ve kupada eskisi gibi iddiamızı sürdürebiliriz..Schuster'e bu noktada çok iş düşüyor, en kolay olan şey o bölgeye bir transfer daha istemek, ama artık benim transfere harcanacak paraya tahammülüm yok, hele yedek kulübenizde o bölgeyi kotarabilecek bir isim varsa transfere hiç gerek yok, bekleyip göreceğiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
