Berbat bir hastalık yüzünden uzun zamandır bloga yazı yazamıyordum ki bu akşama kadar.Haber1903'teki Tabata haberinin altına yorum yapan Volkan Mutlu kardeşimizin yazdıklarını okuyana kadar.Yemin ediyorum öyle bir güldüm ki akşam akşam,hastalığı falan unuttum.Karnıma ağrılar girdi ve ben hala gülüyorum.
Hani o hep bahsettikleri Beşiktaşlının pratik zekası dedikleri bu olsa gerek.
kartalist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kartalist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ocak 2011 Cuma
20 Eylül 2010 Pazartesi
Karar Ver Schuster
Bir istatistiki bilgi vereceğim şimdi. Beşiktaş bu sezon 5 lig 7 Avrupa Kupası maçı oynadı. Toplam 12 maçta 9 galibiyet 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı.Kaybettiği Belediye ve berabere biten maçlarda Necip oyunda yoktu (Plzen maçında ikinci yarı oyuna girdi) , kazandığı maçlarda ise deplasmandaki Vikingur ve son dakika golü ile yenebildiğimiz CSKA maçı hariç hepsinde oynadı. Matematik yalan söylemeyeceğine göre ortaya şöyle bir mantıksal önerme çıkıyor;
"Necip yoksa ka-za-na-mı-yor-sun"
Bu sonucun ortaya çıkmasında tek veri Necip'in varlığı veya yokluğu değil elbette asıl önemli etken takımın orta sahada kaç oyuncu ile ve nasıl oynadığı. Kendi aralarında yer değiştirebilen üçlü orta saha ile çıkıyorsa her maçı kazanıyor Beşiktaş, çıkmadığı her maçı da kaybediyor veya berabere kalıyor. Schuster'in topa ileride sahip olma ve hızlı çıkma şeklindeki oyun anlayışı ancak ve ancak ideal şekli Guti-Ernst-Necip olan bir orta saha ile işleyebilir.
Peki bu oyun anlayışı içinde Necip neden bu kadar ön plana çıkıyor. Cevabı sorunun içinde aslında. Schuster sürekli ileri çıkın diyor, ileride basın diyor ama ideal ortasahanın iki oyuncusu Guti ve Ernst yaşları ve fiziki güçleri itibariyle 90 dakika boyunca ileride baskıyı kaldıramıyorlar.Zaten her ikisi de pres oyuncusu değil ama en iyi becerdikleri şey rakibin koşu alanlarının önüne geçmek veya paslaşacakları alanları kapamak, bunu da belli bir süre yapabiliyorlar ve yoruluyorlar. İşte burada hızı ve hırslı oyun anlayışı ile Necip devreye giriyor. Demek istediğimi televizyon yayınından izleyerek anlayamazsınız ancak stattan canlı seyretmeniz lazım. Necip oyun içinde Guti ve Ernst'le hiçbir zaman pişti olmuyor. Onların bastığı alana girmiyor,onların açık bıraktığı alanı alıyor,bu ikisi önündeyse hemen arkalarına geçiyor ve olası bir top kaybında kaçabilecek ilk oyuncunun önünü kapatıyor. Yani inanılmaz yüksek bir oyun bilgisi var. Bu dediğimi bir yere not edin ve statta izleyeceğiniz ilk maçta bu çocuğa özellikle dikkat edin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Schuster mantığında eğer bir maçta Necip oyunda yoksa orta sahada Guti ve mutlaka Ernst,bunların önünde ise gidene kadar Delgado ve sonrasında Tabata oynuyordu.Schuster ilk kez bu anlayışı bozdu ve hem Necipsiz hem de üçlü orta saha ile oynadı. Necip yerine Aurelio vardı bu kez. Aurelio tercihinde derbi maçında tecrübeli oyuncu oynamalı gibi bir mantık aranabilir ancak açıkça görülüyor ki Aurelio yaşı ve fiziği itibariyle asla Necip'in alternatifi olamaz. Ernst'in verdiği mücadelenin hakkını yemek istemiyorum ama Guti ve Ernst'in arasına katılmış bir Aurelio yaş ortalaması 30'un üstünde koşmayan,basmayan bir ortasaha yaratmaktan başka bir işe yaramaz. İnanmayan Aurelio oyundayken ve oyundan çıktıktan sonraki topa sahip olma ve pas oranına baksın.
Fenerbahçe maçı özelinde söylemiyorum bunu. 12 resmi maç sonucunda ortaya çıkan resim;bu takımda defansta,hücumda veya kanatta oynayacak oyuncu konusunda bir sıkıntı yaşanmaz sezon sonuna kadar,burası gayet net,ama Schuster'in artık ne yapıp ne edip şu orta saha meselesinde nihai bir karar vermesi gerekiyor.
11 Eylül 2010 Cumartesi
Beşiktaş Quaresmasız da güzel
Bu sezon oynadığımız tüm resmi maçlarda ilk onbirde sahaya çıkan ve istisnasız takımın en iyi oyuncusu olan Quaresma’nın yokluğu maç öncesinde hem iyi hem de kötü olarak algılanabilirdi.Kötü yönü topu rakip kaleye en hızlı götüren ve sonuç alan bir oyuncudan mahrum kalmamızken,iyi yönü ise takımın en iyi oyuncusunun yokluğunda nasıl oynadığımızı görecek olmamızdı.Buna iyi dememim sebebi Quaresma’nın sakatlığının ciddi olmaması ve CSKA Sofya ve Fenerbahçe’ye nispeten daha zayıf bir takım olan Ankaragücü maçı öncesine denk gelmesi.
Maçtan önce zeminle ilgili birkaç söz söylemek lazım.Sezon öncesi konserler nedeniyle patates tarlasına dönmüş saha için yöneticiler milli maç için lige verilecek aradan sonra düzeleceği sözünü vermişleri.Bu akşam gördük ki zemin düzeleceğine daha da kötüleşmiş.Kendimi bir an 80 li yılların TRT sinde maç izliyor sandım.Biz bu zemin bu takıma yakışmıyor demekten usandık,yakıştıranlar utansın.Ben yönetici olsam misal Guti’nin yüzüne bakamam utancımdam.
Maç analizi yapmaktan çok oyuncu analizi yapacağım biraz.Onu diğer arkadaşlara bırakıyorum.Zaten bana göre doğru oyuncularla sahaya çıktığın sürece hangi taktikle oynadığının pek bir önemi yok.Schuster kanımızı beynimize sıçratan Belediye maçındaki evlerden ırak hatasından tamamen vazgeçmiş görünüyor.Guti-Ernst-Necip ve türevlerinden oluşan ortasaha düşüncesinin hocanın aklına tamamen yattığını sanıyorum.Belediye maçından sonraki üç maçta da bu ortasaha ile başladı ve tamamında kazandı.Bu akşam net bir şekilde görüldüki bu takımda yeri geldiğinde Quaresma’dan bile vazgeçilir ama Guti’den vazgeçilmez.Düşünmeden maçın adamı diyebileceğim tek isimdi Guti.Allah bu adamı sadece arapası atsın diye yaratmış.Sağdan,soldan,göbekten ileriye attığı her top gol pozisyonu oldu.Tek olumsuz tarafı henüz forvetlerin Guti’nin bu arapaslarına tam olarak alışamamaları.Bu alışkanlık beraber oynayarak yerleştikçe Aziz Yıldırım’ın kulakları çınlamaktan sağır olacak gibi görünüyor.
Schuster’in önde oynama ve topa önde basma taktiğinde beni korkutan tek şey stoperlerin performansı.Bu takımın stoperleri bu kadar önde oynamaya alışkın değiller.Savunma arkasına atılan her topta eğer son adam Ferrari ise korkudan gözlerimi kapatıyorum.Çünkü topu kaçırma potansiyeli çok yüksek.Kaçırdığı topa yetişemeyecek kadar da ağır.(Bkz.Belediye maçı).Toraman ve Zapo bu dezavantajı hızları sayesinde kapatabiliyorlar.Bu durumda geride tercih edilecek stoper ikilisinin bunlar olması akla daha yatkın geliyor.Yok illa Ferrari olacak ve o da diğerleri gibi öne çıkacak diyorsa hoca,hatırlatırım daha bunun Niang’ı,Baros’u,Sercan’ı var.
İsmail ideal bir solbek olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.Arka arkaya oynadığı iki milli maç özgüvenini yerine getirmiş.Bu akşam hücum yönünde mükemmel oynadı.Defans tarafıda kusursuzdu fakat bunda Ankaragücü’nün onun oynadığı kanattan fazla gelmemesi etkili oldu.Haftaya da buna benzer bir performans gösterirse “tamam olmuş” deriz artık.Mevcut şartlarda Toraman illa stoperde kullanılacaksa sağbek için en ideal isim Ekrem.İsmail’in sağ taraftaki muadili Rıdvan iyileşip form tutana kadar Schuster Ekrem’le idare edecek mecburen.
Schuster Quaresma’nın yokluğunda Bobo-Nobre-Nihat(Tabata) üçlüsünden beklentilerin üstünde verim aldı.Birbirine yakın oynayan Bobo ve Nobre tek forvet oynadıklarından daha etkili oldular.Bu da ileriki maçlar için hocaya bir fikir verebilir.Sezon başında kim gitsin denildiğinde ilk söylenen isim olan Tabata geldiği günden bu yana ki en iyi kısa metraj performansını gösterdi.Belki bu kadro içinde ilk onbir oyuncusu olamayacak ama sonradan oyuna girişlerinde bu performansı gösterdiği sürece taraftar için bonservisine ödenen paranın bir önemi kalmayacak.Ben nazara inanırım;o yüzden Necip’ten bahsetmeyeceğim.
Güzel başlayıp güzel biten gecenin en güzel tarafı da futbol maçıyla basketbol maçının iç içe geçmiş olması ve “uhh-ahh” tezahüratı arasında dördüncü golün gelmesiydi şüphesiz.Basketbol takımımız kazandı,Beşiktaşımız kazandı,daha ne olsun.Bir de tatil bitmeseydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


