quaresma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
quaresma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2012 Perşembe

Armayı Öpen Quaresma


Bursa deplasmanından sonra Carvalhal'e Quaresma'nın gördüğü kırmızı kart için ceza alıp almayacağı sorulmuştu, Carvalhal'de Quaresma'nın gördüğü kartların "ağır" oluğunu belirtip bir cezaya gerek duyulmadığını söylemişti. Pozisyonları hatırlamayanlar şuradan bakabilirler. Quaresma iki kez kırmızı kart göreceği yerde iki sarıdan atılmıştı.. O gün verilmeyen ceza işte bugünlerde karşınıza çıkıyor, bu karşılaşmadan sonra Carvalhal'in ve yönetimin tutumunu merak ediyorum.. Üstelik bu kez Quaresma armayı öpmeyi de unuttu..

Beşiktaş klasik olarak rakiplerinin puan kaybettiği haftada maçı kaybetti, aksi düşünülemezdi zaten. Sivok'a da verilen gözdağı baya işe yaramış gözüküyor, şampiyonluk kaçtı denebilir. Haftaya aynı tutarlılığı Fenerbahçe maçında da bekliyorum. Sivok, Bobo yok pahasına gitsinler yerlerine Almeida, Quaresma gibi dünya yıldızları gelsin, diyecek başka lafım yok hakim bey.

9 Aralık 2011 Cuma

Dans et Şampiyon


Dünkü postta maçtan önce skor adına karamsar olduğumu yazmıştım, nedenine gelince son haftalarda iyi oynayan bir Beşiktaş'ın sahada oluşu, son dakikalarda dahi galibiyet gollerinin atılması, futbolcuların yükselen performansı ve zirveye ortak oluşumuzdu.. Her Beşiktaşlı bilir ki bizim takım bu şekilde gidiyorsa ya bir terslik çıkacak ya da şampiyon olunacak, ortası yok.. Ilk devrenin son 3 haftasına baktığımızda rakiplerimize nazaran daha kolay bir fikstürümüz var. Vardı.. Hatta rakiplerin maçlarında çıkacak sonuçlara göre 3-4 puan farkla liderlik koltuğuna dahi oturabilirdik.. Neden geçmiş zaman kullanıyorum?

Her zaman eleştirilir hakemler, ya bir düdük çalmazlar, ya çifte standart uygularlar, eyyamcılık yaparlar, gözünün önünde olanları görmezler vs.. Bülent Yıldırım dün ilk yarı boyunca Manisasporlu oyuncuların sertliğine göz yumdu, Fernandes suratına aldığı darbeden sonra kendini yere atmayınca sarı kartına dahi baş vurmadı, çünkü Fernandes'in kendisini acılar içinde yere atması gerekiyordu, bir Türk tabiri olan "delikanlılık" yaparsan o kart çıkmaz bizde! Yerde kıvranacaksın ki hakedilen kırmızı kart çıksın..

Yıldızları koruyun diyor Uefa, Fifa.. Arkadan yapılan müdahalelere taviz vermeyin kartlarınıza başvurun diyor. Yıldız oyuncuları oynatmamaya yönelik faullere müsamaha göstermeyin diyor ama biz de bu böyle mi?

Türkiyede kaç tane yıldız oyuncu var? Az, bir elin parmaklarını geçmez.. Yıldız olanlar da maç içinde özellikle ilk yarı boyunca sistematik bir şekilde dayak yiyor.. Adam biliyor ki ilk yarı tekme tokat serbest vurmak.. Bülent Yıldırım dün yakın çekimde hem vücut diliyle hem de ağız ifadesiyle Hilbert'e arkadan tabanla giren Manisalı oyuncuya "3 oldu bir daha olursa sarı kart vereceğim" diyor.. Neden? Çünkü hem ilk yarı, hem Hilbert pozisyonda sakatlanmamış, acılar içerisinde kıvranmamış, skor Beşiktaş'ın lehine, şimdi adamı atıp maçın heyecanını adrenalini almak hakemin hakkı mi? Adam arkadan topa bile vurmadan direk aşil tendonuna giriyorsa o adamı atmak senin hakkın, en azından sarı kart vermek hakkın..

O pozisyondan hemen sonra bu sefer maç boyunca dayak yiyen, Türkiye'nin en kariyerli ve yeteneklisi hali hazırda en formda oyuncusu Quaresma'ya arkadaş öyle bir giriyorki sorma, tırın altına kaçan topu almak isteyen ilkokul talebesi gibi, önce Quaresma'yı biçiyor ve ayakları yerden kesilen Quaresma'nın önündeki topa güç bela dokunuyor, "dokunmasa faul, dokunursa devam" edileceğini biliyor çünkü, adam artık işinin ehli olmuş.. Ne oluyor Quaresma'ya? 1 Ya Yok, kırmızı kartı geçtim pozisyonda faul yok! Devam edin oynayın diyor hakem, bir de elini sallıyor yok bir şey diye.. Daha ne olsun? ölsün mü adam?

Dedim ya karamsardım diye, yanılmamışız.. Quaresma'nın kariyerinde 3 maçta arka arkaya 4 gol attığı bir sezon daha yok, hatta Porto'da coştuğu yıllarda defansa gelip gölge savunması da olsa geri geldiği yok.. Attığı goller "trash time" da değil, hepsi 3 puan kazandıran goller, son 10 günde attığı 3 gol yıllarca jeneriklerimizde olan goller değil.. 35 yaşında da değil bu adam 28 yaşında Zirvesini Oynuyor Bu Sezon.. Oynatırlarsa tabi.. Stoke maçında yok, o yarmaların olduğu takıma karşı en büyük silahımız olacaktı, çünkü fizik fiziğe çarpışmada bilzeri nakavt edicekleri ayan beyan ortada, takımın onun kadife ayaklarına ihtiyacı vardı, sağolsunlar onu da harcadılar..

Rakip takımlara çıkartılmayan kartları, yapılan kıyakları saymayacağım, ne de olsa şike sürecini görüyoruz, adam diyor ki "şike yapmış işte ağabey öldürelim mi? sonuna kadar arkasındayız" hatta izin verseler yanlarında yatmaya hazır olsan duayenler bile var.. Biz niye sevdik bu takımı? Sanırsam karamsarlık yönünde hiç bir zaman bizi yanıltmadığı için.. Güzel top oynamamıza bile izin verilmediği için.. Bıraktığın yerden devam etmen dileğiyle, Dans et Şampiyon!

4 Şubat 2011 Cuma

Quaresma bekleneni verebildi mi ?



Dün ekşibeşiktaş'ta Quaresma üzerine hatırı sayılır bir eleştiri getirilince bu adamın geldiğinden beri takıma katkısı üzerine bişeyler karalamak farz oldu, bakalım Quaresma bekleneni verebilmeye yakın bir oyun mu sergilemiş yoksa hep eleştirildiği gibi bireysel oyunuyla göze zevk vermek dışında kendini tatmin eden bencil bir oyun mu sergilemiş takdir sizin.

Yıllardır hücum oynayan devamlı saldıran yaratıcı bir Beşiktaş izleyemediğim için kendi Beşiktaş multimedya arşivimi oluşturma konusunda pek istekli davranmadım ama benzerini bir daha uzun seneler kuramayacağımızı düşündüğüm bir kadro oluşunca Vikingur maçını bile 90 dakika kaydetmek ,tekrarını izleyip yapabildiklerimizi yapamadıklarımızı görmek benim için ayrı bir zevk halini aldı.

Konudan sapmayalım, dün Quaresma üzerine o kadar konuşunca ben de arşivi baştan sona taradım, Quaresma'nın neler verdiğini neler veremediğini, hangi konuda umut verdiğini hangi konuda bizi umutsuzluğa sevk ettiğini maç maç değerlendirip son sözü sizlerin söylemesini istedim.


15.07.2010 BEŞİKTAŞ- VİKİNGUR GOTA MAÇI -3-0 kazandığımız maçta çok fazla pozisyon yaratmasına rağmen golü bulamadı , penaltı da kaçırdı ama çok rahat pozisyona girebilmesi ve arkadaşlarını pozisyona sokabilmesiyle tüm futbolseverleri büyüledi , gol veya asist yok sadece 3. golde büyük payı var , girilen pozisyonların hemen hemen tamamında imzası var.


22.07.2010 VİKİNGUR GOTA - BEŞİKTAŞ MAÇI- Antreman havasında geçen maçta bi tanesi Nihat'a bi tanesi de Bobo'ya olmak üzere iki asisti var Quaresma'nın , rakip zayıf olduğu için istediği gibi oynadı istediği gibi sonucu belirledi. (2 asist)




29.07.2010 PLZEN - BEŞİKTAŞ MAÇI - Plzen'in Horvath önderliğinde farkı kaçırdığı maçta Quresma'nın kişisel zorlamasıyla bir penaltı kazandık bu sayede beraberliği kurtardık. (1 asist)


05.08.2010 BEŞİKTAŞ- PLZEN MAÇI - Şu ana kadar en çok direkt etki ettiği maç bu olsa gerek , muazzam 1 gol attı 1 asist yaptı kendisiyle uğraşmaktan bıkan bir oyuncuyu oyundan attırdı ( 1 gol 1 asist )




08.08.2010 VİLLAREAL - BEŞİKTAŞ MAÇI- Oyunda kaldığı 45 dakika içersinde 1 gol attı , 2. yarı Guti ile birlikte oyundan alındıktan sonra maç Beşiktaş yarı alanında oynandı. (1 gol )


14.08.2010 BUCASPOR - BEŞİKTAŞ MAÇI- Felaket bir zeminde oynanan ve kısır geçen maçta bireysel birkaç oyunu dışında herhangi bir varlık gösteremedi.

17.08.2010 BEŞİKTAŞ- HELSINKI MAÇI - Hilbert'in attığı golde katkısı çok büyüktü , 2. yarıda ceza sahası dışından attığı harika golle 2-0 kazanmamızı sağladı. Bu maçta kendisine olan sevginin katlanmasının sebebi attığı golden sonra emekçi Süreyya ile oluşturduğu görüntüydü.



21.08.2010 BEŞİKTAŞ- IBB MAÇI - Müsadenizle rakibin İbb olduğu bir mücadeleyi değerlendirmek istemiyorum .

26.08.2010 HELSINKI - BEŞİKTAŞ MAÇI- Beşiktaş için zor geçmesi beklenen maçta ilk yarıda ceza sahasının dışından attığı golle rakibin gardını düşürdü , rahat bir maç kazanmamızı sağladı , maç sonunda Helsinki teknik direktörü Muurinen '' Quaresma gibi bir oyuncumuz olmadığı için karşılık veremedik dedi. (1 gol )




29.08.2010 KARABÜK- BEŞİKTAŞ MAÇI- Maçın en fazla şut kullanan oyuncusu oldu , ikinci yarıda 4 kişinin arasından slalomlarla sıyrılıp penaltı yaptırdı son dakikalarda orta sahadan kazandığı topla hızlanıp güzel bir gole imzasını attı. (1 gol 1 asist )

11.09.2010 BEŞİKTAŞ- ANKARAGUCU MAÇI - Sakatlığı sebebiyle oynamadı , 3-0 kazandık.


16.09.2010 BEŞİKTAŞ- CSKA SOFYA MAÇI - pozisyona girmekte zorlandığımız maçta son 30 dakika oynama frsatı elde etti , bir hareketlilik getirse de skora direk etki etmedi.


19.09.2010 FENERBAHÇE - BEŞİKTAŞ MAÇI - Ligin en çok hücuma çıkan beki Gökhan Gönül'ü kendi 'sadece sahadaki varlığıyla' kendi yarı alanına hapsetti , 10 kişi oynadığımız ve golü yediğimiz 15 dakikalık bunalım süreci haricinde rakip kenar beklerinin hücuma katılmasına tamamen engel oldu , birkaç pozisyonda Volkan Demirel'i geçmeyi başaramadı , genel anlamda bekleneni veremese de kenar beklerinin üzerindeki etkisi sebebiyle sonuca etki ettiğini düşünmekteyim.



25.09.2010 BEŞİKTAŞ- ANTALYASPOR MAÇI - Çok etkili olamadı , maç boyunca binlerce tekme yedi , maçtan sonraki gün dizinde ve baldırında ezikler oluştu.



30.09.2010 RAPİD VİEN - BEŞİKTAŞ MAÇI Sakatlandığı ana kadar sahanın en iyi ismiydi bir şutu direkten döndü , kaptırdığı top için pres yaparken kendi kendini sakatladı , hırsıyla mücadelesi ve etkinliğiyle alkış alırken gereksiz zorlaması sebebiyle Beşiktaş'ı uzunca bir süre kendisinden mahrum etti.



03.10.2010 TRABZONSPOR- BEŞİKTAŞ MAÇI - Sakatlığı sebebiyle oynamadı, Beşiktaş yaratıcı oyuncu eksikliğini çok hissetti.



16.10.2010 BEŞİKTAŞ- MANISASPOR MAÇI - Sakatlığı sebebiyle oynamadı , satılan bilet sayısı 4te bir oranına kadar geriledi. ( resmi biletix verileri )


21.10.2010 BEŞİKTAŞ- PORTO MAÇI -Sakatlığı sebebiyle oynamadı.



25.10.2010 KAYSERİSPOR BEŞİKTAŞ MAÇI -Sakatlığı sebebiyle oynamadı.


28.10.2010 BEŞİKTAŞ- MERSİN IY MAÇI - Sakatlığı sebebiyle oynamadı


31.10.2010 BEŞİKTAŞ- SIVASSPOR MAÇI - Sakatlığı sebebiyle oynamadı

04.11.2010 PORTO - BEŞİKTAŞ MAÇI Sakatlığı sebebiyle oynamadı


08.11.2010 BEŞİKTAŞ -KASIMPAŞA MAÇI 45 dakika oynadı , ikinci yarıda hücum anlamında tek silahımız olmasına rağmen skor üretemedi , attığı bir gol ofsayt sebebiyle geçersiz sayıldı .



11.11.2010 ANTEP BELEDİYE- BEŞİKTAŞ MAÇI Takım olarak kötü olduğumuz bir günde takıma ayak uydurdu .

14.11.2010 GENÇLERBİRLİĞİ - BEŞİKTAŞ MAÇI Son dakikalarda Hilbert'e harika bir asist yaptı , sahanın en iyisiydi , üretkenlik anlamında güzel bir maç çıkardı.


20.11.2010 BEŞİKTAŞ KONYASPOR MAÇI Bu maçta adelesinden sakatlandı , oyunda kaldığı 44 dakikada en çok şut çeken ve pozisyona giren futbolcuydu ancak üretkenlikten uzaktı.

28.11.2010 GALATASARAY- BEŞİKTAŞ MAÇI Sakatlığı sebebiyle oynamadı , yerine oynayan Holosko taca çıkarken Ali Turan'ın müdahalesiyle yerde kaldı ve takımına penaltı kazandırdı.

02.12.2010 CSKA SOFYA- BEŞİKTAŞ MAÇI Sakatlığı sebebiyle oynamadı

05.12.2010 BEŞİKTAŞ -BURSASPOR MAÇI Sakatlığı sebebiyle oynamadı

10.12.2010 ESKİŞEHİRSPOR- BEŞİKTAŞ MAÇI Sakatlığı sebebiyle oynamadı

15.12.2010 BEŞİKTAŞ -RAPİD WİEN MAÇI Hazırlık maçı havasında geçen mücadelede 1 gol attı binlerce tekme yedi , Schuster 68. dakikada oyundan almak zorunda kaldı. (1 gol )



19.12.2010 BEŞİKTAŞ - GAZİANTEPSPOR MAÇI Tüm takım gibi kötü oynadı , istekli ve hırslı mücadelesine rağmen istediği hiç birşeyi yapamadı.

22.12.2010 BEŞİKTAŞ -KONYA ŞEKERSPOR MAÇI Bir asistle oynadı , rahat ve etkileyici bir oyun oynadı. (1 asist )


12.01.2011 MANISASPOR- BEŞİKTAŞ MAÇI Yeni Portekizlilerin alınmasından olsa gerek fazlasıyla kendisini kanıtlama peşindeydi, her topu kendine kullandı , gereksiz bencilliği sebebiyle çok tepki topladı.

21.01.2011 BEŞİKTAŞ -BUCASPOR MAÇI Manisaspor maçındaki kendini kanıtlama derdi kısmen bu maçta da devam etti , 1 asistle oynadı portekizli arkadaşlarıyla olan uyumlu bir görübtü sergiledi. ( 1 asist )



26.01.2011 BEŞİKTAŞ - TRABZONSPOR MAÇI Bütün takım arkadaşlarıyla beraber etkileyici bir perofrmans sergiledi , muazzam bir gole imza attı. ( 1 gol )



30.01.2011 İBB -BEŞİKTAŞ MAÇI Yorumlamak istemediğim bir İbb maçı daha.

02.02.2011 BEŞİKTAŞ -ANTEP BELEDİYE MAÇI Bobo ile olan uyumsuzluğu dikkatlerden kaçmadı , serbest vuruştan çok güzel bir gole imza attı. (1 gol 1 asist )

20 Ocak 2011 Perşembe

Guti ve Quaresma'dan Enstantaneler

Başkana yağ çekmesi beklenirken, Başkan'ın golfte berbat olduğunu söylerken...
Çetenin reisi Quaresma ama Dünya Şampiyonu İspanya derken (Reisi artık nasıl tercüme ettilerse..)
Quaresma'nın; ''dünyanın en iyi oyuncusu da Portekiz'den''e verdiği tepki...
Naomi Campell'ı Sinan'a ayarlayabileceğini söyleyip, Sinan'ın yüzüğünü gösterip olmaz demesinden sonra 'yohh yea' bakışı atarken.....
Program boyunca sana ne laf çaktım ulen reyis derken
''En Buyuk Besiktass'' derken.

6 Ocak 2011 Perşembe

Quaresma vs Muhammed

İnsan bir şeyi sevmek için sayısızca neden bulabiliyor, benim yukarıdaki fotoğraftan aldığım zevki tarif etmem imkansız, bu çocuk daha büyüyecek, sonra A takıma çıkacak, biz biraz daha yaşlanacağız, sonra attığı bir çalımda aklımıza bu fotoğraf düşecek, hafif gülümseyeceğiz, aklımıza hem Quaresma gelecek hem Muhammed'i şu son 4-5 yıldır nasıl beklediğimiz, ondan neler umduğumuz, bu çocuk bir gün büyük topçu olursa ben bu fotoğrafı hatırlayacağım, bugün Quaresma'dan yediği çalımı bir kaç sene sonra o bizim için başkalarına atacak. Fotoğrafta Muhammed'in kalçasını Quaresmaya dayaması, Quaresma'nın Mami'yi incitmemek için sağ alini sakınarak açması, yüzlerine baktığınızda sanki ağabey, kardeş top oynuyormuş hissi, sonra bu ikisini İnönü'nün çimlerinde görme hayali.. Hayal etmesi bile güzel dedirtiyor adama.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Allahım Sen Aklıma Mukayyet Ol






Herkesin bildiği üzere milyonların idolü dünyanın gelmiş geçmiş en önemli basketbol figürlerinden Iverson Türkiye'ye , Beşiktaş'a evet dedi , bu transferi anlayabilmek hepimiz için uzun bir süre alacaktır muhtemelen Akatlar parkelerinde o krispi formasını giymeden tam emin olamayacağız da ben yine de Quaresma, Guti ve Iverson hamlelerinden sonraki aşamayı düşünmeye başlamalıyız diye düşünüyorum.

Bu hamleler yeni bir yapılanmanın ürünü müdür, her sene dünya yıldızlarını kadromuza katarak yeni bir Bunyodkor modeli mi benimsiyoruz yoksa asıl sistem elemanlarının ( Schuster,Necip,Onur,İsmail ) üzerindeki şimşekleri birkaç yıllığına başka noktaya çekip bambaşka bir yapılanmaya mı gidiyoruz onu da bilemiyorum , hoş Yıldırım Demirören Şovenizmi varken yeni yapılanma adına bu yolda yürüyoruz demek abesle iştigal olur , neyse bu konu uzun, başka bir yazının teması olsun diyelim.



24 yıl Real Madrid'de oynamış uzun süre kaptanlığını yapmış olan Guti , C.Ronaldo'nun halefi olarak gösterilen ; milyonların kendisini izlemek için ekran başına geçtiği Quaresma ve birkaç neslin (on yüz milyonlar oluyor bu hacı ) kendisine taptığı Iverson markalarını sezonluk 35 maç oynatır sonra da emekli eder yahut başka takımlara satarız düşüncesi bu hamlelerden beklenen geri dönüşü almamızı zorlaştırır.

Peki ne yapabiliriz ?

Çoğu kişi gülebilir ama Barcelona , Real Madrid gibi kulüplerin yaptığı uzak doğu seferleri vb organizasyonları ilginin en yoğun olduğu bölgeleri tespit edip süperstarların yardımıyla kulübümüzün reklamını yapalım , adam Ronaldoyla Messiyle kulübün kısa vadeli ekonomik buhranını silip atabiliyor , bizim gibi bankalar konsorsiyumundan 80 milyon dolar çekerek değil,biz asla bir Real Madrid Barcelona değiliz ama kulübün kendi çapında reklamını yapabilmekten de aciz olmamalıyız.



Sadece yurt-içi değil yurt-dışı sezon başı, sezon ortası hazırlık kamplarıyla da kulübün popularitesini arttıralım , Villareal gezisindeki Guti etkisini hatırlamayan var mı ?

Abd eyaletlerinde hazırlık maçları organize edelim , Iverson' u gören seyirci Beşiktaş üzerine akın etmeyecek mi ?

Kazakistan, Azerbaycan gibi kendiliğinden Türkiye sempatizanı olan insanlara yıldızlarımızla beraber Beşiktaş'ı götürelim , Ronaldo'nun Kazak genç futbolcuyla yaptığı şovu hatırlamayan var mı ?

Örnekler çoğaltılabilir ama bu isimleri sadece transfer oldu bittiye getirmemek lazım diye düşünüyorum , neticede bizim bi istişare heyetimiz , yeni bir yapılanmamız vardı sanırım ?

21 Eylül 2010 Salı

İyi Futbol İyi Oyuncular

Sıkça duyduğumuz sözdür ''iyi futbol iyi oyuncularla oynanır''. Biz Beşiktaşlılar olarak bu sözdeki ''iyi oyunculara'' pek aşina olan bir taraftar topluluğu değiliz, özellikle 100. yıldan sonraki süreçte, genelde mücadele eden, savaşan, pres yapan kimliğimizle ön plana çıktık son yıllarda.

Mustafa Denizli döneminde olan Şampiyonluğumuz takım savunmamızla kazandığımız şampiyonluktur. O dönemdeki kadroda en büyük yıldız olarak gösterilen Delgado'nun bu sezon başında başına neler geldiği çok net bir şekilde akıllarda. Delgado sakatlandıktan sonra takımın lideri olan Tello bu sezon ilk gönderilen isimler arasında, bundan sadece 2 yıl önce takımın Bobo'yla en büyük gol silahı olan Holosko yedek klübesine demir atmış durumda. Bu saydığım isimler bize çok anlamlı iki tane kupa kazandırdılar, zaten anlatmak istediğim savaşçı isimlerle Şampiyonluk kazanılamaz olduğu değil, bir teknik direktör olarak, savaşçı isimlerle istediğiniz kadar bir sisteminiz olsun o isimler saha içerisinde kendi sistemlerini yaratacaklardır, siz bugün Delgado'nun sabahtan akşama kadar beynini yıkasanız, ne şekilde oynayacağı hakkında taktik verseniz o yine sahaya çıkıp bildiği gibi oynayacaktır yada başka bir deyişle sizin verdiğiniz taktik onun yapabileceğinden fazla teknik gerektiriyorsa o bunu denese bile başarılı olamıyacaktır, bu yüzden kendi bildiği gibi oynamaya çalışacak ve sizin verdiğiniz taktiğin hiç bir anlamı kalmayacaktır.

Geçen seneye dönelim Kadronuzda yıldız diyebileceğiniz isimler Tabata ve Nihat, o yıldız oyuncunuz olan Tabata sezon boyunca büyük takım oyuncusu ağarlığını kadıramamış bu yükün altında ezilip kalmış. Nihat ağar sakatlıklardan çıkmış sezon başı kampı kaçırmış bir sezon boyunca sadece taraftarın tepkisini almış. Türkiye kariyerinde ortalama her sezon çift haneli gol rakamına ulaşan Nobre bir sezon boyunca bir gol gibi inanılmaz facia bir performans göstermiş. Bobo kariyer gol rekorunu ''12 gol ile kırmış''.. Serdar Özkan sadece biraz çalışkanlığı ile takımın her maç ''en göze çarpan oyuncusu'' olmuş fakat son vuruşları bir amatör oyuncu kadar olmadığı için bal yapmayan arı durumuna düşmüş. Takımınızda helal olsun dediğiniz adamlar her maçta Rüştü, Ferrari, Sivok, Ernst, Fink olmuş..

Şimdi tüm bu saydığımız isimler ışığında bir değerlendirme yapacak olursak, geçtiğimiz 2 sezon boyunca göze hoş gelen kaç maç oynadık diye sorsam bir elin parmaklarını geçmez. Son iki yılda unutulmaz galibiyetlerde aldık fakat İnönüde bile kendi yarı sahasına kapanmış on tane siyah beyazlı oyuncu bizim KaraKartallar olgumuzla hiç uyuşmuyordu, Mustafa Denizli Hayatı boyunca Hücum felsefini benimsemiş bir Teknik Direktörken neden böyle siyahla beyaz kadar bir değişim içine girmişti? Cevabı çok basit tüm yukarda ismin yazdığım isimler onun hücum futbolu felsefesini sahaya yansıtabilecek kalibrede oyuncular değildi.. Çünkü hücum futbolunda kaliteli oyunculara ihtiyaç duyarsınız, iyi futbol iyi oyuncularla oynanır...


Şimdi birde Schuster dönemine bakalım sezon başı Q7 ve Guti transferleriyle ortalığı birbirine katmış olan Beşiktaş'tan zaten beklentiler tavana vurmuş durumdaydı, sezon başı Vikingur maçıyla başlayan serüvende iyi kötü bir sistem ile oynamaya başladık bu sistem ile kalemizde pozisyonlar versekte kalecilerin formu ve birazda şansımızla çok büyük yara almadan çıktık, ama sahada oynanan oyundan kimse zevk almadığını söyleyemez, doksan dakika boyunca oyuna hükmetmeyi isteyen devamlı golü düşünen, kim oynarsa oynasın performansını iyi yönde gösterebilen bir takım izlemekten kimse şikayetçi değil. Peki nasıl olduda yıllardır defansif oynayan Beşiktaş bir anda çehre değiştirmiş sanki yıllardır aynı hücum felsefesiyle oynuyormuş gibi sahada herkesin gözlerinin pasını siliyordu? Yönetim Mustafa Denizli ile yolları ayırdıktan sonra Önce Schuster ve sonra Q7, Guti gibi üç tane birbirini tamamlayan isim transfer etmesiyle yılardır yaptıkları yanlışlardan birazda olsa ders aldıklarını gösterdiler. Bu üç isim birbirini tamamlayan puzzle gibi, herhangi birisinin yokluğunda takımda büyük bir boşluk oluşur, Schuster'in ''hücumcu takım'' oyun anlayışında oynayabilmek için bu kalibrede isimler gerekiyor, özellikle şampiyonluğa oynayan bir takımsanız alacağınız oyuncuların Şampiyonluğa alışmış, kazanmaya alışmış, büyük takımların baskısına alışmış, taraftar baskısına alışmış isimler olması gerekiyor (bkz.winner). Bugün Q7 ve Guti olmasa Schuster istediği futbolu oynatabilirmi diye soralım? Cevap çok net bir şekilde hayır. Ben bunları Kadıköyde Beşiktaş beraberlikle ayrıldıktan sonra yazıyorum, öyle çok çarpıcı bir galibiyetten sonra yazılan bir yazı değil bu, bunları yazmamdaki sebep takımdaki isimlerin hepsinin sistemi benimsemiş, oyun kültürünü benimsemiş olmaları. Bugün Necip Uysal gibi genç, tecrübesiz bir oyuncu bu takımda sırıtmıyorsa hatta ''iyi'' oynuyorsa burdaki sistemin başarısı tartışılmaz. Nobre son iki yıldır süresiz izindeyken bu sene performansını tavana vurdurması takımdaki kaliteli isimlerden dolayıdır, Tabata ikinci yarı girip maç çevirmeye başladıysa yanındaki çarkların iyi çalıştığındandır, attığı pası geri alabildiği içindir, geçen sene topla hücumda 4 kere buluşuyorsa bu sene onbeş kere buluştuğu içindir, Zapo gibi dengesiz bir stoper bu takımda sırıtmıyorsa önündeki adamların her topa anında basmasındandır, Ernst ilerlemiş yaşına rağmen şarap gibi oynaması takımın hep beraber hareket etmesindendir, Quresma Portodaki yıllarındaki gibi oynamaya başlaması Beşiktaş takımının onu oynatma çabası içinde olduğundandır, Guti bugün saha içinde sanki yıllardır takımın tek lideri gibiyse bunda onun karizması ve sistemin başarılı bir şekilde futbolculara aktarıldığından ve her futbolcunu saha içinde ne gibi görevlerinin olduğunu bilmesindenir.

Kısacası Beşiktaş bu sene çok iyi bir teknik direktöre ve oyuncu grubuna sahip, birbirini tamamlayan çarklar yerine oturmuş durumda, son maçta Kadıköyde rakibini kendi yarısahasına hapseden takım bugün Spor Toto Süper Ligde forse edemeyeceği rakip yoktur. Bu takım maçta kaybedecek elbete fakat sisteminden vazgeçmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Çoğu zaman derler ya kaybedecekseniz böyle oynayında kaybedin, işte bende onu istiyorum kaybedecekseniz büyük takım gibi kaybedin, bu gözler son yıllarda sinen takım görmeye çok alışmıştı birazda saldıran Beşiktaş'ı izleyelim.