carvalhal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
carvalhal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012 Pazartesi

Bilinmezlik


Biz bilinmezlik kulübüyüz, hep gizem var havalarda.. Portekizli paşaların "ağrıları cozutmuş", oynayamayacaklarmış IBB maçında, sağlık olsun.. Sezon sonunda oturlur konuşulur, ben artık sıkıldım bu tür oyunculardan, bir maç olan diğer maç nedeni bir türlü bilinmeyen veya açıklanmayan sebeplerden ötürü maçı evden bile izledikleri şüpheli olan futbolculardan.. Nostaljiyi seviyoruz hepimiz, 90'lı yılların tadı bambaşkaydı, 2000'lerin başı da öyle.. Başarı desen o da yoktu ama mutluyduk, en azından ben mutluydum. Ilhan, hain ilan edilse de Tümer, bir zamanlar Beşiktaş'ın çocuğu Nihat vs.. çok kaotik değildi, iyi oynarsak yenerdik, kötüysek yenilirdik.. Sakatsan oynamazdın, değilsen sahadaydın..

Fuat Çapa var, gözümüzden kaçan, sezon başında takımı küme düşer denilen takımı play offlara taşıyan.. Genç oyunculara şans tanıyan ya da tanımak zorunda kalan, her neyse, önemli olan o şans tanıdığı gençlere katkıda bulunan, onların gelişiminde önemli rol oynayan.. 4 dil bilen, transfer ettiği yabancı futbolculara Türkçe öğrenme şartı koşan, takım kimyası için türkçe ders verdirten. Taraftarlarıyla sezon öncesi toplantı yapıp onların fikirlerine başvuran, twitterdan maç ile ilgili sorduğun soruyu itinayla cevaplayan, taraftara deger veren.. Carlos Carvalhal'in Türk versiyonu ve gençlere "biraz" daha önem vereni, hem de iyi insan.. Oynattığı futbol mu, 31. hafta oynanan Trabzon maçının son pozisyonu derim, ceza sahasında kaç futbolcu var bir bakın, sonra Beşiktaş'ı getirin aklınıza, bir sezon boyunca o kadar kalabalık gitmiş miyiz diye bir düşünün.. Bir düşünün derim..

12 Ocak 2012 Perşembe

Carvalhal Hoca!




Hayatımda ilk defa Beşiktaş kazandığında kaybetmiş gibi hissettim.. Carvalhal'e geldiğinden beri hep mesafeli yaklaştım, sempatikliği iyi bir unsur fakat Beşiktaş'ın hocasının sempatiklikten önce daha farklı özellikleriyle ön plana çıkması gerektiğine inandım.. Sempatiklik sadece iyi bir insan özelliğidir fakat sempatik demek iyi bir hoca demek olmadığı gibi aynı şeyi insanlığa da uyarlayabiliriz, sempatik olmanız başlı başına sizi iyi bir insan yapmaz. Öncelikle dürüst olmanız, adaletli davranmanız gerekir, ancak bu sizi biraz daha iyi bir insan ve hoca yapabilir ..

Beşiktaş ilerisi için umut vermiyor, bunun takımla ilgisi yok, takım iyice yoğrulduğunda bizlere kazanmaya giden yolda nasıl mücadele edildiğini ve sonuca gidildiğini defalarca gösterdi.. Fakat bu mücadele eden ve sonuca farklı yollardan ulaşan takım bir planın programın değil sadece sakatlıkların ve şansın yardımıyla oluştuğunu görmek Carvalhal adının yanında büyük bir soru işareti yarattığı aşikar.. Beklenmedik sakatlıklar olmasaydı bugün hala Quaresma ve Simao'nun beraber oynayamayacaklarını iddia edip duruyor olacakmışız meğerse.. Quaresma'nın Beşiktaş'a geldiğinden beri en efsanevi futbolu koyduğu haftalara bakın Simao neredeymiş. Almeida sakatlanmasaymış Pektemek'i görmemiz için maçların son 10 dakikasını beklemek zorunda kalacakmışız.. Fernandes ki şuan takımın ve ligin en iyisi Trabzon maçı öncesi takımdan gönderilecek isimlerin başında geliyordu, o Trabzon maçında kötü bir performans Fernandes için terki diyar anlamına geliyormuş, Kayseri maçındaki Guti'yi hatırlayın.. Yabancı sınırlaması olmasa Savunmadaki tandemde Egemen yerine Sidnei boy gösterecekmiş ki zaten lige öyle başlamıştık.. Hilbert çoklarına ve bana göre takımın Fernandes ile en başarılısı fakat kadroya girebilmek için birçok sakatlık beklemek zorunda kaldı ve sakatlığından sonra forma şansı bulması tekrar sakatlıklara bağlı aksi takdirde Ekremin 360 dönüşlerini izlemeye devam edeceğimizden kimsenin şüphesi yok, sonuçta kadroya kutsal üçlü olan Simao, Q7 ve Almeida yazılacak, boşlukları doldurun..

Beşiktaş'ta çok fazla sorun var, en başta da yazdığım gibi dünkü galibiyete sevinemedim, nedenleri çok fazla.. sıralayacak olursam;

-Carvalhal'in kendisini sağlama almak için bırakın gençleri Burak'ın, Tanju'un, Mehmet'in yüzüne bile bakmaması.

-Sezon sonu gidecek olan Sidnei'ye forma verirken Atinç'ı aklına bile getirmemesi.

-Aldığı kısa sürelerde kaliteli kumaş olduğunu göstermesine rağmen Burak'ı Ekrem'in arkasına yazması.

-Muhammed'i mutemelen bu sezon süt kupasında bile izleyemecek olmamız.

-Gençlerin oynatılmaması ile ilgili soruya "şeker dağıtmıyoruz" şeklinde cevaplayan, gençlerin oynatılmasını onlara bir lütuf olarak bakan "sempatik hocaya" sahip oluşumuz..

-Bu seçimleri ve demeçleri yapan kişinin aslında altyapının başına getirilmiş oluşu..

-Pektemek sahadayken bir türlü pozisyonların içine sokulamaması, ne hikmetse Almeida girince bir anda 2 kez üst üste "arkadaşları" tarafından muazzam tek paslarla kaleciyle karşı karşıya bırakılması ve bunların hüsranla sonuçlanması..

-Carvalhal'in ikinci bir planının asla olmaması, giden maça müdahale edememesi, yenik durumdayken pes etmesi..

-Almeida ısrarı.

-Simao ısrarı.

Özet geç diyenler için; Gençlerin yüzüne bile bakılmaması, Portekizlilere yapılan toprak kıyağı, Hocanın taktik anlamında eksik kalması.

Bu sezon içeride kaybedilen derbi maçları pamuk ipliğine bağlıydı, maç bize birçok kere döndü fakat müdahale eksikliğiyle iki maçtan da beraberlikle ayrıldık, sezon sonu play-off var fakat derbi karnemize bakınca şampiyon oluruz demek fazla iyimserlik olur.

Almeida gerekirse serbest bırakılsın, Bobo gibi zamanında yaptığımız genç yetenek avına çıkalım diyeceğim de hoca elindeki genç yetenekleri oynatmayı şeker dağıtmakla bir tutuyor, topçu dediğin 30 yaşında olacak kafasını en uçlarda yaşıyor. Carvalhal hoca! tarihle aran iyiymiş önce Beşiktaş'ın bir tarihine bak, orada 3 yıl üst üste şampiyonluk göreceksin, kadroda kaç tane altyapıdan isim varmış bir say sonra Necip'i bu sene ne hale soktuğuna bak!

Son sözüm dün staddaki taraftara olacak, çarsı grubunu aratmadılar, küfür etmelerini çok istemiştim onu da yaptılar, umarım mesaj yerine gitmiştir.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Sınav Başladı


Beşiktaş yönetiminin en büyük sınavlarından birisi şimdi başlıyor.. Hoş şimdiye kadar hiç bir sınavı geçememiş bir yönetim topluluğundan bahsediyoruz, gelecek için hiç ümitli değilim.. Tayfur hoca hiç olmaması gerektiği yerden çıktı ve seyir yasağı kalktı ki yönetimin sınavı işte burada başlıyor..

Stoke maçı öncesi hiç olmaması gereken şey oldu, bütün futbolcular bu haberi gördü, Carvalhal'in emanetçi olduğu zaten biliniyor, Beşiktaş yönetimi ilk günden bugüne kadar her fırsatta Tayfur hocanın takımın esas patronu olduğunu dillendirdi, medyamız Carvalhal'e selam vermeden Tayfur hoca dedi, Carvalhal her defasında Tayfur hocaya samimiyetle iyi dileklerini iletti.. Yorumcular Carvalhal'in bu tutumundan dolayı mest oldu vs..

Ya şimdi? Beşiktaş ligde zirvenin ortaklarından birisi, Stoke maçı kazasız bir şekilde atlatılırsa Avrupada da yola devam edilecek ki bu saatten sonra o iş çok zor.. Futbolcular da bizim gibi insan, bu maçtan çok geleceklerinin ne olacağıyla ilgili daha çok düşünecekler.. Yönetim bu konu hakkında derhal bir karar almalı kesinlikle ve kesinlikle Stoke maçını beklememeli, ya Tayfur hoca takımdaki görevine derhal getirilecek ki bana göre bu intiharımız olur, ya da Tayfur hocanın dinlenmesi gerektiğini belirtip Cartalete'nin önerdiği gibi Başkanımız Tayfur hocaya aynı Ibrahim Uzülmez'e yaptığı gibi bir seromoni düzenleyip koluna kaptanlık bandını takıp sezon sonunda görüşelim diyecek, aksi takdirde bu bulanık suda onumuzu görmemiz çok zor..

Medyaya da burada çok iş düşüyor, kuyu kazıcılarıyla nam salmış bir medyamız var.. Ilk kötü sonuçta "yani Tayfur hoca onu öyle yapmazdı, ama yine de bilemiyorum" denildiği an bu olay bitmiştir, Carvalhal'in ipi çekilmiştir..

Taraftara düşen görev belli, Tayfur'a destek çıkılacak, Carvalhal ezdirilmeyecek, bir taraf yüceltilirken diğer taraf unutulmayacak..

Carvalhal ne yapıyordur şimdi?

5 Aralık 2011 Pazartesi

Kısa Kısa


Aykut Kocaman ya da Fatih Terim'i tak maçlığına Beşiktaş'a hoca yapsan ve "hocam forvette kim oynasın?" diye sorsan tereddüt etmeksizin Almeida der ve son zamanlarda Carvalhal'in yaptığı gibi 90 dakika Almeida'yı oyundan çıkartmaz ki Beşiktaşın hücum çeşitliliği kör kurşun toplara kalsın..Almeida'ya her atılan top duvara çarpmış gibi geri dönsün. Beşiktaş'ı 10 kişi oynatsak, Almeida yerine de rakip takıma bir stoper eklesek ve o ekstra stopere Almeida'ya atıldığı kadar uzun top atsak adam en azından bir iki kere pas hatası yapar Beşiktaşa hızlı atak şansı verir ama bizimkisi hiç bir topa hareketlenmiyor, kendi elleriyle gösterdiği noktaya gitmiyor, rakibinden 4 metre önde olmasına rağmen 10 metrelik mesafede sollanıyor, ağzının içine yapılan ortalara ağız burun karışık vuruyor, takımın boyunu kısaltmak yerine devamlı ofsaytta eli belinde bekleyerek hem defansif anlamda hiç bir katkı yapmıyor hem de kapılan toplarda kontra atak şansını başlamadan bitiriyor, daha acı olan şey ise yedekte bekleyen Almeida'dan çok daha büyük şeyler vaadeden Mustafa'nın son 10 dakikaya kadar yüzüne bakılmaması. Daha da dramatik olan şey ise, aynı performansı Mustafa göstermiş olsa ilk yarı bitmeden tabelada "9 in 11 out" kalkacağını hem bizim hem de Mustafa'nın bilmesi ki adam "MaccabiQuaresma'ya" bağlasa bir dahaki hafta ilk 11 de yine Almeida arzı endam edecek.. Carlos hoca! yastığa başını çekirge gibi zıpladığın için rahat koyuyorsan sorun yok.


Cenk Güzel kardeşim! bu taraftar biliyor ki çok yeteneklisin, yasın daha çok genç ve önünde uzun yıllar var, bak Rüştü abine, baban yaşında adam hala seninle forma savaşı veriyor.. En güzel kaleci gösterişsiz kurtarış yapan kalecidir.. Çünkü iyi yer tutuyordur, acemi kaleciler gibi yanlış yerde durup imkansız kurtarışlara mahal vermiyordur.. 35 metreden gelen topa şutla beraber uçmuyordur, bunun defansı var, falsosu var, rüzgarı var top bir anda birine çarpar yön değistirir, öyle armuta bakar gibi bakarsın sonra.. Beşiktaşlı seni artık birinci kalecisi olarak benimsemiş durumda, bize artistik plonjonlar göstermek yerine güven ver.. Biz senin zaten çok yetenekli olduğunu Villareal maçından beri biliyoruz..

Ahmet hoca işine geldi mi mangalda kül bırakmıyorsun.. Delikanlılığın parmakla gösterilen en büyük şövalyesi oluyorsun.. Aslında seni kaale almamak gerekir ama bende haddinden fazla gastrit yapıyorsun.. Öncelikle geçen sezon sizler gibi koyun sürüsüne katılmayı reddetmiş Schuster'e yazdığın tehdit vari yazını okumak gerek.. Sonrasına bu sezon yaşanan Fatih Terim ve akreditasyon olayını ( 2:30 dan sonra) izlemek gerek.. Ahmet bey! buna da bir köşe yazısı bekliyorum senden, böyle hem tehdit içerecek hem de ilkokul çocuğu gibi şikayet vari bir köşe yazısı, hani içinden aşağılık kompleksi akan, faşistliğe kadar varanından, yerse..

Biz futbol denen güzel sporu (bizim için elbette güzel değil) süslemesini hiç bilmiyoruz.. Hiç bir zaman da öğrenemeyeceğiz.. Yayıncı kuruluş da, medya da, yöneticiler de bizi futboldan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar, hayır anlamadığım taraftar futboldan elini ayağını çekerse ne yapacakları? Heralde kendileri çalıp kendileri oynayacaklar. O tribüne giden her taraftar benim gözümde birer kahramandır bu illeti hala sevebildikleri için.. Fatih Terimin akreditiasyonla ilgili olan aynı videoda (4:15 ten sonra) orada bir hayvan var.. Evet muhtemelen özel güvenlik görevlisi.. Hani canları sıkıldığında bizlere tekme tokat girişen, kendisini taraftarla aynı kefeye soktuğu için hayvandan beter davranan, her taraftarı sanki suç işlemeye gitmiş birer suçlu olarak bakan güvenlik görevlisi, tek amacı öyle ya da böyle Türkiye'nin en başarılı ve karizmatik Türk hocasıyla fotoğraf çektirmek isteyen bir kadın güvenlik görevlisine kameraların önünde şiddet uyguluyor.. Sistemin köpekliğini o kadar çok benimsemiş ki Fatih hoca dur yahu ne yapıyorsun diye sorunca gözlerini ancak 35 santim açıp " yassah kardeşim diyor", o an resmen nevri dönmüş durumda bu zavallı güvenlikcinin, kendisini kaybetmiş.. Neyse bayanlar fotoğrafı çektiriyor fakat çektirdiklerine bin pişman oluyorlar elbette, zoraki bir gülümseme ile uzaklaşıyorlar.. Korktuğum ve adım gibi emin olduğum tek bir şey var o da bu görüntülerden sonra o meslek aşkıyla yanıp tutuşan güvenlik görevlisi o hayvani davranışlarından ötürü ödüllendirilecek, o zavallı iki kız ise muhtemelen mesai sırasında sadece bir fotoğraf çekilmek istedikleri için işlerinden olacak.. Aferim lig Tv. o görüntüleri koyarak çok iyi iş başardın.. Hayır o görüntüyü koydun madem bunun ardından o hayvanı en ağır şekilde eleştir.. Neden ?

Maçta gözüme çarptı şu pankart.. Antalya'da boş boş dolaşmak yerine vatandaşı Ernst ve Hilbert'i izlemeye gelen alman bir turisti çevirip" aga şu pankart nedir sence" diye sorsan Türk mafya filmi olabileceğini, evde örgü örmekle meşgul annenize sorsanız Kurtlar vadisinin yeni versiyonunun tanıtımı falan zanneder heralde.. aslında güzel türkçemizde çok güzel bir deyim vardır, onu söylesek şu basiretsiz, vizyonu sıfır, akıldan mantıktan fersah fersah uzak yönetimi açıklar; "Sıçıp sıvamak".

31 Ekim 2011 Pazartesi

Reçete; Uzak Forvet Holosko

Takım son 6 günde hemen hemen aynı kadroyla çıktığı 3 maçtan 7 puanla ayrıldı, kağıt üzerinde başarılı bir performans gözüküyor fakat sahada oynanılan futbolla taraftarı her maç dokuz doğurtan bir takım gerçeği var. Bu sezon koltuğa şöyle uzanıp hangi maçı keyifle izledik? Ben mesela artık son dakikaları izleyemez oldum, çünkü her an gol yiyecekmişiz gibi oynuyoruz, çok kolay pozisyon verip, topu yönlendiren takım olamıyoruz, genelde rakibi bozup çabuk ileri çıkmak gibi bir felsefemiz var, bunda da ne kadar başarılı olduğumuz pozisyona girip kaçırdığımız gollerle belli oluyor. Sakinlik problemimiz var, bu açık, Beşiktaş ligin açık ara en basit gollerini kaçıran ekibi konumunda, ligin başından beri özellikle 1-0 öne geçtiğimiz maçları bir hatırlayın, teorik olarak maç tam bizim istediğimiz kıvama geliyor fakat rakibi 3'e 1, 4'e 2 yakaladığımız pozisyonlarda ikinci golü bir türlü bulamıyoruz.


Bunda oyuncu yapısının büyük önemi var, Quaresma golü düşünen bir oyuncu değil zaten, bugünden örnek verecek olursak ilk yarıda soldan aldığı topla muhteşem uzadı rakip stoperi yere yatırdı vuruş açısını buldu sağ köşeye bir plase ile golü bulacak ama o yerde yatan rakibin belini kırmakla meşgul ve heba olan net bir pozisyon.. Veli çok coşkulu heyecanlı gidiyor geliyor, savaşıyor fakat rakip kale önünde çok telaşlı, bugün iki kere erken şut seçimleri yüzünden pozisyonları heba etti ki biraz sakin olsa maçın yıldızı olacak, şuana kadar çizdiği imaj bal yapmayan arı.. Fakat takımın onun enerjisine ihtiyacı olduğu bir gerçek, takıma kişilik kazandıran futbolcuların başında geliyor.. Ernst eskisi kadar rakip kale civarlarında bulunmuyor, muhtemelen hocanın direktifi yoksa bildiğimiz Ernst rakibi zorlayan bir ortasaha oyuncusu. O'nun eski rolünü Necip oynuyor, fakat mümkünse şut atmayı sıfırdan öğrenmeli, topun o kadar çok dibine vuruyor ki bugün ikinci yarıda önü bomboş olmasına rağmen topu Dolmabahçe Sarayına atıp muhtemelen oradan geçen bir vatandaşı sevindirdi... Artık takımın ilk 11 oyuncusu, 3 sezondur forma şansı buluyor ve gol katkısı neredeyse sıfır, gol katkısını geçelim asistçi de değil, 3 tane savaşan ortsaha çok güzel fakat Beşiktaş'ın gol rakamlarının artması için Veli, Ernst ve Necip'in süpriz koşularla, şutlarla, asistleriyle ön plana çıkmaları gerekiyor, yoksa şuanda olduğu gibi Quaresma'nin sihirli asistlerine ihtiyacımız var..

Aslında golü bulmak için reçete hazır bence bu maçta Carvalhal'de bunu gördü, reçetenin adı "uzak forvet Holosko". Şimdiye kadar iki golü var, ilkini hatırlayalım, Bursa deplasmanı Ismail orta sahadan aynı Old Trafford'ta yaptığı gibi çapraz kesiyor uyuyan defansın arkasına Holosko giriyor ve zor olan ama kolay gözüken golü yapıyor.. Bugünkü maçta Almeida çıkıyor Holosko sağa geçip Pektemek merkeze geçiyor, Quaresma beki çalımlayıp ortalıyor Pektemek geç kalıyor fakat orada uzak forvetin Türkiye'deki açılımı var "Holosko" müthiş bir koşu ile forveti ikiliyor ve zor olanı yine kolay gösteriyor..

Simao ve Quaresma'nin aynı anda sahada olduğu anlarda böyle bir golü görebilmemiz için ancak Necip ve Veli'nin ortasahadan gelip forveti ikilemeleri gerekiyor, aslında Veli bunu yapmaya çalışıyor fakat golcü değil, bugün Almeida ilk yarıda Velinin önüne göğsüyle muhteşem indirdi fakat Veli topun dibine stoper gibi girdi.. Hal böyle olunca "golcü uzak forvet" Beşiktaş için hayati önem taşıyor, sanıyorum Bebe bu sezon olsaydı şuanda en golcü oyuncumuz konumunda olacaktı, ne yazık ki sakatlandı, elimizde aslına Burak Kaplan ve Mehmet Akyüz gibi uzak forvet tanımına uyan oyuncular var fakat Carlos hoca bir türlü şans tanımadı onlara, özellikle Burak'ın A2 maçında yıldızlaştığını duydukça gelecek adına umutlanıyorum fakat A takımın maçları devamlı git gelli oluyor ve Carvalhal bu genç isimlere fazla güvenemiyor olacak ki dibinden ayırmıyor Burakla Mehmeti..

Burak ve Mehmet belki süpriz isimler, hoca fazla risk almak istemiyorsa o zaman muhakkak Holosko'ya sarılmalı, Quaresma veya Simao'dan birine kulübenin yolunu göstermeli, yapılan bütün ortalar forvet desteklenmediği için ya rakip stopre ya da kaleciye gidiyor, arada Almeida şam'da kayısı hesabına bir top alıyor onda da yalnız kaldığı için 4 stoperin arasından sihir bekliyoruz..

Zamanında Burak ve Koray'ı gözden çıkarabilecek kadar istediğimiz Holosko'ya hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyuyoruz, umarım Carvalhal bu ihtiyacı görmüştür, hafta içi Kiev maçında merkez forvette Almeida, hemen arkasında Simao ve kanatlarda Quaresma, Holosko'yu bekliyorum, maç zaten ya herro ya merro şeklinde geçecek. Beşiktaş'ın kadrosu bu lig için yeterli, dışarıda bekleyen Guti, Fernandes bu ligin üstünde oyuncular, onlarsız kaybetmemeye devam ediyoruz, iyi bir Guti ve Fernandes, uzak forvet Holosko, sağlıklı Pektemek Almeida rotasyonu ile ligi sürklase edebiliriz. Artık seri galibiyetler yakalamanın zamanı geldi diye düşünüyorum, sahi ya 4 maç üst üste kazanmayalı kaç sene oldu?

26 Eylül 2011 Pazartesi

Guti'yi Özledik


Carvalhal'in TV8'deki açıklamalarını izledim, en merak ettiğim konu Guti olanıydı, o sempatik Carvalhal Guti konsusunda bana göre sempatikliğini kaybetmistir.. Net bir açıklama yapmadı formanın herkese açık olduğundan bahsetti falan, genel politik tavır takındı ki hiç samimi bulmadığımı söylemeliyim..

Simao ve Quresma'nın kanattan çok forvet tipi futbolcular olduklarını söyledi, ne dediğini anlayamadım.. Quaresma tipik bir kanattır, Simao içeri kat eder, şut atar, çalım atar falan ama o da tipik bir kanat oyuncusudur.. Benim oradan çıkardığım şey şu; bir takımda 3 tane yıldız, tırnak içerisinde top rakipteyken mücadele etmeyen, pres yapmayan, topun arkasına geçmeyen adama yer yok, haliyle kabak Guti'nin başına patlamış, magazinde çıkan haberler de işin kaymağı olmuş..

Bu saatten sonra Carvalhal yönetimindeki Beşiktaş'ta Guti'nin olmayacağı açık, adam Quaresma'nın Bursa'da gördüğü sarı kartlar için ağır dedi, ceza vermeyecekmiş o yüzden, vay vay Güntekin neler oluyor öyle.. Umarım kantarın topuzunu kaçırmaz, yoksa o topuz bir yerleremize kaçabilir.. Biz de artık youtube dan açacağız Guti Reyisi hasret gidereceğiz, özellikle ara paslarını ve gollerden sonraki sırıtışını özlemişim keratanın..